Skip to main content
Distimi

Distimi

Distimi

cosmopolitan-subat-2012-1Cosmopolitan Dergisi Şubat Sayısı 2012

 

Hafif ve Süreğen Depresyon: Distimi

 

Distimi kelimesini büyük ihtimalle daha önce hiç duymadınız. Oysa depresyon, pek çoğumuz için oldukça tanıdık bir hastalık. İşte distimi, depresyonun daha hafif ama uzun süre devam eden hali olarak tanımlanıyor ve çoğu zaman kişinin kendi karakter özelliği sanıldığı için teşhis ve tedavide gecikiliyor.

 

Çevrenizde kendisini sürekli mutsuz, neşesiz hisseden arkadaşlarınız var mı?
Ya da belki bu kişi sizsiniz. Ve hem kendiniz, hem de çevrenizdekiler bunu, sizin yapısal bir özelliğiniz sanıyorsunuz. Oysa uzmanlara göre, diğer depresyon türlerinden çok daha hafif süren ve ‘distimi’ olarak adlandırılan rahatsızlık, sinsi bir şekilde seyrediyor ve tanı konması güç oluyor. Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi, Beyoğlu Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Sinem Gül Şahin’den aldık.

 

Tablonun En Az İki Yıldır Sürmesi Gerekiyor
“Bir kişide distimik bozukluk denilebilmesi için, bu semptomların yetişkinlerde iki yıl, çocuk ve ergenlerde ise en az bir yıl süregeliyor olması gerekiyor. Arada herhangi ciddi bir semptomun olmadığı dönemler olsa bile, bunlar iki aydan fazla sürmüyor, tekrar depresif sürece geçiliyor. Bu iki yıllık süre boyunca kişinin majör depresyon (belirtileri çok net görülen ağır bir depresyon türü) geçirmemiş olması ‘bu kişide distimik bozukluk var’ denebilmesi için gerekli bir ölçüt. Distimi erken başlangıçlı ve geç başlangıçlı olarak ikiye ayrılıyor. 21 yaşından önce başlamışsa erken başlangıçlı distimi, 21 yaşından sonra başlamışsa geç başlangıçlı distimi olarak tanımlanıyor. Distiminin oluşumunda hem genetik hem çevresel faktörlerin etkili olduğu görülüyor.
Semptomların hafif şiddette ve kronik olması bireyin de bunları kendi kişilik özelliği zannetmesine yol açıp tedavi için bir uzmana başvurmasını geciktiriyor.
Bir kişide distimi olduğu keşfedilemeyip tedavi edilmediğinde hastalık kendini somatize edebiliyor. Yani artık kendini fiziksel olarak ağrı, bitkinlik, herhangi bir iş hastalığı şeklinde dışa vurabiliyor. Genelde de zaten kişi bu şikayetlerle doktora başvurduğunda yapılan araştırmalar sonucu hastalık ortaya çıkıyor.”

 

Tedavi Tek Yönlü Olmamalı
Uzman Klinik Psikolog Sinem Gül Şahin, distimi tedavisinin tek yönlü işleyen bir tedavi olmaması gerektiğini anlatıyor ve bu konudaki sözlerine şu şekilde devam ediyor.

 

“Sadece terapi desteği ya da sadece ilaç kullanımı yeterli değil ve bu yaklaşım iyileşme süresinin gereksiz yere uzamasına veya hastalığın ileriki bir dönemde tekrar ortaya çıkışına neden olabilir. En ideal tedavi yöntemi, bir psikiyatr kontrolünde, uygun ilaçların alımı ve bir uzman tarafından verilen terapi desteğinin paralel bir şekilde gitmesi. Distimik bozukluğu olan kişinin terapideki devamlılığı ve sabrı, ilaçlan uygun dozlarda ve düzgün kullanımı da iyileşme süreci için önemli.” Şahin’e göre, tedaviyle, kişinin depresif duygu durumunun üstesinden gelmesi, yaşamdan zevk alıp, hayatın iyi-kötü yönleriyle yüzleşmesi ve sosyal ilişkilerindeki sorunları çözüp çevresiyle kaliteli ilişkiler kurması amaçlanıyor.

cosmopolitan-subat-2012-2